Avustralya, Röportaj

Bir Chefin Gözünden Avustralya

Seninle hikayemiz aslında çoook uzun zaman öncesine dayanıyor. İlkokulda koptuktan yıllar sonra ilk defa Avustralya’da karşılaşmak gerçekten çok ilginçti. Her işaret bir cevaba denk geliyor işte… Neyse şimdi senin hikayene dönelim.

Evet Cansu biraz kendinden bahseder misin?

Siyaset ve Uluslararası ilişkiler mezunuyum. Kanada’dayken kendimi bir şekilde mutfakta buldum ve o zaman aşçılık okumaya karar verdim. Türkiye’ye döndükten sonra MSA’ya (Mutfak Sanatları Akademisi) gittim. Türkiye’de bir süre çalıştıktan sonra bir süre de Amerika’da çalıştım. Avustralya’ya gelme kararını Amerika’dayken aldım ve dönüşüme yakın hazırlıklara başladım.

Herkesin aklındaki ilk soru ile başlayalım. Peki Avustralya’ya gelmek sana ne kadara mal oldu?

Vize ücreti, danışman ücreti, uçak bileti ve yanıma aldığım para ile toplamda bana 11.000 TL’ye mal oldu. Benim başvuru yaptığım dönemde vize ücreti 420 $’dı. Bu vizeyi alabilmek için sağlık sigortası yaptırma zorunluluğu var ve o da bana 1000 TL’ye mal oldu. Work and Holiday vizesinin yılda 100 kişiye verildiğini bildiğimden ve başvuru döneminde Amerika’da olduğumdan bir danışman şirketle çalışmak istedim. Bunun için de 2.000 TL ödedim. Ama bu durum tamamen opsiyonel çünkü kendiniz de başvuruda bulunabilirsiniz. Her ihtimale karşı yanıma da 2500$ cep harçlığı aldım. Uçak biletini THY ’den Kuala Lumpur’a tek gidiş aldım. Bu da 1.300 TL idi. Kuala Lumpur’dan Melbourne’e Air Asia ile 230 $ ‘a uçtum. Kuala Lumpur’da 2 gün 1 gece geçirdim. Havaalanına gidiş dönüş taksi ücreti, otel ücreti, bunun yanında çevreyi gezdirmesi için anlaştığım taksicinin 1 günlük ücreti, tüm gezdiğim yerler ve yemekler dahil bana 300 $’a mal oldu.

Neden Avustralya?

Amerika’da çalıştıktan sonra aklımda iki yer vardı. Bunlardan biri Melbourne diğeri ise Dubai’ydi. Dubai’nin turizm, Melbourne’ün ise yemek kültürü açısından çok gelişmiş olduğunu bildiğim için önceliği bu iki yere vermek istedim. Dubai’ye başvuruları Avustralya’dan önce yaptım ama hiç bir cevap alamadım. Böylece Avustralya’yı denemeye karar verdim.

İş ve ev bulma sürecinden kısaca bahseder misin?

Ev sorununu Avustralya’ya gelmeden önce Airbnb’den oda kiralayarak çözdüm. Odayı ilk bir ay için kiralamıştım. Yerleştikten sonra başka bir ev bakabilirim diye düşünüyordum fakat evden çok memnun kaldım ve ilk yerleştiğim yerde kalmaya devam ettim. Bu yüzden ev arama sorunum ortadan kalkmış oldu.

Daha sonraki süreçte ev ararken flatmates.com sitesini kullandım. Ev bulmak için gerçekten çok yardımcı bir site. Karşı tarafa mesaj atabilmek ve telefon numaralarını görüntüleyebilmek için 30 A$ gibi bir ücreti ödüyorsunuz.

İş bulmak ev bulmaya kıyasla çok daha zordu. Gelmeden seek.com.au dan başvurular yapmıştım. O yüzden geldikten iki gün sonra ilk mülakatım hazırdı. Melbourne’de de iyi bilinen Grossi Florentina ile yaptığım mülakat gerçekten hayatımda geçirdiğim en zor mülakatlardan biriydi. Nitekim olumsuz sonuçlandı.

Ardından 1 ay sonra Lorne’da dört günlük bir denemeye gittim. Bu denemeden sonra beni işe almak istediler ama bu sefer de benim cevabım olumsuzdu. Kısacası yine işsizdim. Lorne’dan döndüğüm gün bu sefer mülakat için bir Türk yerine gittim ve orayı denemeye karar verdim. Fakat bir buçuk ayın sonunda yurtdışında bir Türk’ün yanında çalışmanın ne demek olduğunu bir kez daha anladım ve işi bıraktım.

İşten ayrıldıktan kısa bir süre sonra iş arayışlarımı yine seek.com üzerinden sürdürmeye devam ettim. Başvurularımdan birinden teklif aldım ve orda çalışmaya başladım. Vizemden dolayı 6 ay sonra işten çıkmam gerekiyordu ama işler çok yavaşladığından 6 aya 1 hafta kala işten çıkarıldım. Orada tanıştığım bir arkadaşım sayesinde şuanki işimi buldum. 4 saatlik bir trialdan sonra iş teklifini aldım ve çalışmaya başladım.

Avustralya’da bir chefin aldığı min. saatlik ücret nedir? Haftada min. kaç saat çalışmaktadır?

Ücret genelde 17 A$’ından başlıyor, bilginiz ve tecrübenize göre artıyor. İlk işimde haftaiçi saatlik 20 A$’ına anlaşmıştım ama cumartesi çalıştığımda 25 pazar çalıştığımda ise saatine 30 A$’ı alıyordum. Saat, hospitality işlerinde en büyük sorun çünkü yeterli saat alamayabiliyorsun. İlk işimde en az 30 saat diye anlaşmıştık ama son iki ay 25 saati zor verdiler. O yüzden yoğun bir yeri tercih etmeniz sizin yararınıza olacaktır. Aksi halde saatinizi kesmeye çalışabilirler. Şuanki iş yerimle haftalık 40 saat olarak anlaştık ve sabah 8 akşam 4 çalıştığımdan (ki bu bir aşçıya göre gayet iyi bir program) çok şanslıyım.

Bu sektörde sponsor olacak bir işveren bulmak kolay mı? Bildiğin örnekler var mı?

Benim sponsorlukla ilgili hiç bir deneyimim olmadı. Sadece mailleştiğim eski bir chef vardı -ki şuanda restaurantlara chef buluyor- o bana sponsorluk teklif eden bir işi önermişti. Ama o an başka bir yerde çalıştığım için olumsuz cevap vermiştim. Sponsorluk çok kolay bir iş değil. Her iki taraf açısından da. Bu işi parayla yaptıklarını da duydum. Sanırım 20-30 bin A$’ına size sponsor olmayı kabul eden yerler varmış.

Senin gibi aşçılık eğitimi alan / alacak olan ve bu işi yapmak için buraya gelmek isteyen kişilere tavsiyelerin neler?

Burası yemek açısından gerçekten bir cennet. Farklı şeyler denemeyi çok seviyorlar ve bu yüzden en küçük kafede bile inanılmaz şeyler bulabiliyorsunuz. Herkes yemekle çok ilgili. Dışarıda yemek yemeye, yemeğe para harcamaya çok alışkınlar. Bu da tabi ortaya bir foodie kültürü çıkarıyor.

Eğer yemekle ilgiliyseniz burayı deneyimlemeyi herkese tavsiye ederim. Ama profesyonel bir gözle bakacak olursak da beni bir adım öteye taşıdığına eminim. Aşçılık eğitiminiz olmasada bir şekilde mutfağa girebiliyorsunuz burada. Evet bulaşıkçılıktan başlamanız gerekiyor ama bulaşıkçı olup şuan aşçı olan iki kişiyle aynı işyerinde çalışıyorum. Eğer öğrenmeye açıksanız, azmetmeye kararlıysanız bir şekilde bir yerlerden başlayıp ilerleyebilirsiniz.
Hali hazırda bir aşçıysanız da işe alım yapılırken trialdan geçtiğiniz için eğitiminizin aslında çokta bir önemi yok. Eğer tezgahta kötüyseniz iş teklifi alamazsınız. Kişisel olarak bu konuda okullu olmama rağmen eğitime çok inanmıyorum. Sertifikaların, diplomaların çok da bir değeri yok. Ne kadar kendinizi geliştirmişsiniz ve mutfakta nasılsınız günün sonunda önemli olan bunlar. Tabi İngilizce seviyenizde çok önemli. Eğer İngilizceniz iyi değilse daha iyi bir iş bulabilmek adına öncelikle bunu halletmenizi tavsiye ederim.

Peki Avustralya’da yaşam senin için ne anlam ifade ediyor?

Melbourne’de yaşamayı inanılmaz seviyorum. Beni gerçekten heyecanlandırıyor ve bana ilham veriyor. Yemek, sanat, müzik konusunda beni besliyor. Eğer bu üç şey sizin için de önemliyse burası gerçekten yaşanacak ve hiç ayrılmak istemeyeceğiniz bir yere dönüşüyor. Melbourne yaşaması cidden çok kolay bir şehir. Tek hoşlanmadığım şey sende biliyorsun ki ırkçılık. Ne yazık ki çok ağır bir ırkçılıkla yüz yüze gelebiliyorsunuz. Ben şanslıydım, açıkçası kişisel bir şey yaşamadım. Ama etrafımdaki insanlardan duyduğum hikayeler, özellikle beraber çalıştığım Nepalli ve Pakistanlı’lara yapılanları görmek beni mutsuz etti. Ama yeni jenerasyonun hümanist tavrı bir nebze de olsa beni umutlandırıyor.

Previous Post Next Post

You Might Also Like